ANA SAYFA PROFİLİM ARŞİVİM

Menopoza geçiş dönemi

Kadın doğası, üreme çağından menopoza geçişi kolaylaştırmak için bir dizi önlemler alır. Kadının ruhsal ve bedensel olarak menopoz dönemine hazırlandığı bu döneme Menopoz Öncesi Dönem adı verilir.

Menopoz Öncesi Dönemin en belirgin özelliği üreme çağında düzenli aralıklarla görülen adet kanamalarının düzenini kaybetmesidir. Genellikle gecikmelerle seyreden adet kanamaları menopoz başladığında tümüyle durur.

Menopoza geçiş döneminde olan kadınların çoğu kendilerindeki değişikliklerin farkındadırlar ve ruhsal olarak menopoza hazırlanmak, adet kanaması görmeme fikrine alışmak için zaman bulurlar.

Adet Kanaması Özelliklerinin Değişmesi

Ergenlik döneminin sonlarına doğru, adet döngüsünde yumurtlamanın devreye girmesiyle birlikte adet kanamaları düzenli aralıklarla meydana gelmeye başlar. Bu düzen uzun yıllar devam eder. Üreme çağında "yumurtalık havuzunda" bulunan yumurta hücreleri hipofiz bezinden salgılanan hormonlara iyi yanıt verir ve ardı ardına her ay bir tanesi olgunlaşarak yumurtlamayla Fallop tüpünün içine alınır. Burada spermlerle karşılaşan yumurta hücresi döllenirse gebelik başlar ve yumurtlama süreci ve adet kanamaları bir süre kesintiye uğrar. Döllenme gerçekleşmediğinde rahim iç tabakası kanamayla dökülür ve yeni bir döngü başlar.

Yumurtalıklarda bulunan yumurta hücrelerinin olgunlaşarak yumurtlama sürecinde kullanılmaları belli bir sıraya göre olur

Hücrelerin en nitelikli olanları, yani hipofizden salgılanan hormonlara en duyarlı olanları üreme çağının ilk yıllarında salgılanır ve bu yolla kadının gebelik için en uygun olan yaşlarda gebe kalması sağlanmaya çalışılır. Yıllar geçtikçe yumurtalıklarda kalan yumurta hücrelerinin nitelikleri değişmeye başlar. Kadın üreme çağının ortalarına geldiğinde kalan yumurta hücreleri olgunlaşma özellikleri nispeten daha düşük hücrelerdir.

Yumurta hücrelerinin olgunlaşabilme özelliklerinin azalması yumurtlama olgusunun düzeninin kaybolmasına neden olur. Ortalama olarak 40'lı yaşlarda kadının adet döngülerinin bazıları yumurtlama olmaksızın gerçekleşir. Bu durum adet kanamalarının bazılarının düzenli, bazılarının gecikmeli olmasına neden olur. Kadının yaşı ilerledikçe adet döngülerinin yumurtlama olmaksızın gerçekleşme olasılığı artar.

Özetle söylemek gerekirse, menopoza geçiş dönemi yumurtalıklarda yumurta hücrelerinin yavaşça tükenmeye başladığı ve bu nedenle adet kanamalarının düzensizleşme eğiliminde olduğu dönemi temsil eder. Bu dönem kadından kadında değişmekle beraber ortalama 4 yıl devam eder. Yumurta hücreleri tümüyle tükendiğinde kadın menopoza girmiş olur.

Kadınların yaklaşık %10'u adet düzensizliği döneminden geçmeden direkt olarak menopoza girerler.

Gebelikten Korunmaya Ne Kadar Süreyle Devam Edilmelidir?

Menopoz öncesi dönemde adet döngülerinin bir kısmı yumurtlama olmaksızın gerçekleşirken, bir kısmında yumurtlama ortaya çıkar. Bu nedenle kadın menopoza girene kadar gebelikten korunmayı devam ettirmelidir.

Guinness Rekorlar Kitabı'nda en ileri yaşta gebe kalma rekoru 57.5 yaşında gebe kalan Amerika'lı bir kadına aittir.

Sigara içmeyen ve sağlık sorunu bulunmayan kadınlar düşük dozlu doğum kontrol haplarını doktor kontrolünde kullanmaya devam edebilirler. Böyle bir durumda adet kanamaları düzenli olarak devam edeceğinden kadının menopoza girdiği zamansal noktanın belirlenmesi için belirli aralıklarla kan incelemeleri yapılır. Kadının menopoza girdiği belirlendiğinde doğum kontrol hapı kesilir.

İnfertilite (kısırlık) nedir?

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Kadın üreme sistemi

Kadın üreme organları, iç ve dış genital organlardan oluşur.

Dış genital organlar; vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen (kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajina açıklığını çevreleyen iç ve dış dudaklar yağ dokusu, terbezleri, kan damarları ve kıl kökleri içeren deri kıvrımlarıdır. Erkeklerde penisi oluşturan yapının kadınlardaki kalıntısı olan klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak sertleşen dokulardan oluşur. Hiymen (kızlık zarı) vajina açıklığının dış kısmını kaplayan ince bir zardır. İç genital organlar; vajina, rahim, fallop tüpleri (üreme kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajina vulvadan rahme doğru uzanan yaklaşık 7-9 cm uzunluğunda olan ve kaslardan oluşan bir yapıdır. Elastik olduğu için cinsel ilişki ve doğum sırasında gerilebilir. Rahim armut şeklinde bir yapıdır, gövde ve rahim ağzından oluşur. Rahmin içi endometrium adı verilen ve her ay menstrual kanama (adet kanaması) ile dökülen bir tabaka ile kaplıdır. Fallop tüpleri rahim ve yumurtalık arasında uzanan yapılardır. Yumurtalıklardan atılan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. Yumurtalıklar, kanalların her iki yanında yer alan ve çok sayıda yumurta içeren ceviz büyüklüğünde yapılardır. Östrojen ve progesteron gibi hormonları üreten yumurtalıklardan menopoz dönemine kadar her ay bir yumurta gelişerek atılır.

Bir kadının yumurtalıklarında kaç yumurta bulunur ?

Kız çocuğu doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta bulunur. Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede yumurta üretimi olmaz ve yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. Yumurtalıklardaki yumurtaların dejenere olması sigara, ilaç, radyasyon ve çevresel faktörler arttırabilir. Yumurtalar çok azaldığında menopoz başlar.

Menstrual siklusta (asnda) görülen hormonal değişiklikler

Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) ve Luteinize Edici Hormon (LH) gonodotropik hormonlar olarak adlandırılır. FSH, yumurtalıklarda folikül adı verilen ve içinde yumurtaların olgunlaştığı sıvı dolu keseciklerin gelişmesini sağlar. Folikül içindeki yumurtanın etrafındaki hücrelerden östrojen (kadınlık hormonu) salgılanır. Östrojen rahmin iç tabakasının (endometruim) kalınlaşmasını sağlar. Östrojen kritik düzeye ulaşınca ani LH salınımı olur. Bu ani LH artışı yumurtanın olgunlaşarak 36 saat sonra atılmasına yani ovulasyona (yumurtlama) neden olur. Yirmisekiz gün süren menstrual siklusta ovulasyon 13-14. günlerde gerçekleşir. Ovulasyondan sonra yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salgılanmaya başlar. Gebelik gerçekleşirse progesteron ve östrojen artışı devam eder. Gebelik gerçekleşmediginde ise östrojen ve progesteron düzeyleri düşer ve buna bağlı olarak rahmin iç tabakası dökülür, menstruasyon (adet kanaması) başlar.

Yumurta nasıl olgunlaşır ve salınır ?

Yumurta folikül olarak adlandırılan içi sıvı dolu keseciklerde bulunur. Folikül büyümeye başladığında içinde sıvı toplanır. Büyüklüğü 18-20 mm'ye ulaşır ve LH yükselmesinden36-38 saat sonrafolikül çatlar. Ani LH artışı bir dizi hormonal reaksiyonu başlatır ve folikülün kenarında açılan delikten yumurta atılır. Serbestleşen yumurta fallop tüplerinin fimbria adı verilen parmaksı yapıları tarafından tüplere alınır. Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

Ovulasyon hermenstrual siklusta aynı yumurtalıktan mı gerçekleşir?

Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

Menstrual siklusta rahimde ne gibi değişiklikler olur?

Menstrual siklusun ilk yarısında, östrojen hormonunun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşır. Menstrual siklusun ikinci yarısında ise progesteron hormonunun etkisi ile bu tabaka daha da kalınlaşarak döllenen yumurtanın yerleşebilmesi için hazırlanır. Hamilelik gerçekleşmezse progesteron ve östrojen hormonlarının düzeyi düşer ve bu tabaka menstrual kanama ile dökülmeye başlar.

Düzenli menstrual siklus ne demektir?
Menstrual kanamaların düzenli olması yumurtladığımı gösterir mi?


Bir önceki menstrual kanamanın başlangıcından bir sonraki menstrual kanamanın başlangıcına kadar geçen süre 26-34 gün arasında ise menstrual sikluslar düzenli olarak kabul edilir. Düzenli menstrual kanamaları olan kadınların bir çoğunda ovulasyon da düzenlidir.

 

ERKEKTE ÜREME

Erkek üreme organları hangileridir?

Erkek üreme organları; penis, testisler (yumurtalıklar), prostat ve seminal bezlerdir. Sperm ve testosteron (erkeklik hormonu) üreten testisler skrotum adı verilen bir torba içinde yerleşmişlerdir. Spermlerin üretildiği seminifer tübüller adı verilen kanalcıklar birleşerek daha büyük kanalları ve epididimis adı verilen kanalı oluşturur. Spermler epididimisten geçerken hareketlilik kazanır ve olgunlaşır. Epididimisten çıkan spermler yumurtayı dölleme yeteneği kazanmışlardır.Penis, süngerimsi ve erektil dokulardan oluşur. Penisin erektil dokusu cinsel ilişki sırasında kanla dolar ve ereksiyon (sertleşme) gerçekleşir. İdrar ve meni penisteki üretra adı verilen kanaldan dışarı çıkar.

Erkek üreme fonksiyonlarında hangi hormonlar rol oynar?

Erkek üreme fonksiyonlarını beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH (luteinize edici hormon) olarak adlandırılan hormonlar kontrol eder. FSH erkeklerde testislerde sperm üretimini sağlar. LH ise testislerde bulunan Leydig hücreleriniuyararak testosteron (erkeklik hormonu) salgılanmasını sağlar. Erkeksi fiziksel karakterlerin gelişiminden sorumlu olan testosteron sperm üretimine dekatkıda bulunur.

Sperm nasıl üretilir ?

FSH ve testosteron hormonları spermleri oluşturan germ hücrelerini (olgunlaşmamış sperm hücrelerini) uyarır ve bu hücreler bölünerek olgunlaşır. Sırasıyla spermatogonia, spermatid ve spermatozoa olarak adlandırılan sperm hücreleri oluşur. Sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir. Sperm hücresinin baş kısmı kromozomları (genetik materyali) içeren yapıdır. Boyun sperm hareketliliği için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise spermin hareketini sağlar. Sperm 0.05 mm uzunluğunda ancak mikroskop ile görülebilen küçük bir hücredir.

Sperm ne kadar zamanda üretilir?

Spermin üretilmesi 60 gün, epididimis adı verilen kanaldan geçmesi 10-14 gün sürer.

Meni spermden başka neler içerir?

Meni spermlerle beraber prostat ve diğer üreme bezlerinden salgılanan sıvıları içerir. Seminal sıvı adı verilen bu sıvı sperm hücrelerinin taşınmasına ve beslenmesine yardımcı olur.

Ejekülasyon (boşalma) sırasında neler olur?

Penis kökündeki kasların kasılması ile penisden meni fışkırır. Meni miktarı 1-6 ml arasında değişir. Ejekülasyon anında meni kıvamı koyudur. Prostat bezinden salgılanan enzimler 20-30 dakika içinde meninin sıvılaşmasını sağlar. Menideki spermler rahim ağzı salgısına karışır ve beş dakikada yumurtalık kanallarına ulaşır.

İlişki sırasında ne kadar sperm salınır ?

Boşalma ile vajinaya 100-300 milyon arasında sperm bırakılır.

Yumurtanın döllenebilmesi için ne kadar sperme ihtiyaç vardır ?

Vajinaya boşalan spermlerden ancak 25-30 tanesi yumurtanın yakınına ulaşır. Bunlardan bir tanesi yumurtanın zarını delerek geçer ve yumurtayı döller.

Kadın vücudunda sperm kaç saat canlı kalır?

Sperm hücresi vajinada 2-4 saat yaşar fakat ilişkiden 16 saat sonra bile vajinadan alınan örneklerde canlı sperm görülebilir. Kadında enfeksiyon olduğunda veya cinsel ilişki sırasında kayganlaştırıcı maddeler kullanıldığında spermler daha kısa süre canlı kalır.

Cinsel perhiz ile sperm sayısı arttırılabilir mi ?

Uzun süre boşalma olmadığında spermler yumurtayı dölleyebilme yeteneklerini kaybederek dejenere olur. Cinsel perhiz süresi uzadıkça sperm sayısı artsa bile kalitesi iyileşmez, normal yapıdaki spermlerin oranı azalır. İdeal cinsel perhiz süresi 2-5 gündür.

Hastalıklar sperm sayısını etkiler mi?

Basit bir soğuk algınlığı bile sperm sayısını ve kalitesini bozar. Sperm analizi geçirilen hastalıklar göz önünde bulundurularak yapılmalı ve analiz sonucunun bozuk olduğu durumlarda üç ay sonra sperm analizi tekrarlanmalıdır.

Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını etkiler mi?

Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını olumsuz etkiler. Sigara sperm sayısını, hareketliliğini ve normal yapıdaki sperm oranını azaltır. Alkoltestosteron seviyesini azaltarak etkisini gösterir. Fazla sigara ve alkol tüketen erkeklerde spermlerin yumurtayı dölleyebilme yetenekleri de azdır. Ayrıca alkolizm impotansın (iktidarsızlığın) en önemli nedenlerinden biridir.

İlaçlar sperm sayısını etkiler mi ?

Ülser, sara, gut, bazı bağırsak hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılanilaçların bir kısmı sperm sayısını azaltır. Genellikle ilaçlar kesildikten bir süre sonra sperm sayısı normale döner. Bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar kalıcı zarar vererek infertiliteye yol açabilir. Narkotik (uyuşturucu) ilaçlar hem infertilite hem de impotansa neden olur.

Başka neler sperm üretiminde ve fonksiyonunda bozukluğa neden olur ?

Sperm üretiminde, taşınmasında, cinsel ilişki ve boşalmada görülen problemler infertiliteye yol açar. Hormonal problemler, inmemiş testis, testislerde yaralanma, kabakulak gibi enfeksiyonlar, bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar sperm üretiminde bozukluklara neden olabilirler. Sperm taşınmasındaki problemler ise sperm kanallarında enfeksiyon sonrası oluşan tıkanıklıklara bağlıdır. İktidarsızlık ve geriye boşalma da infertilite sebebi olabilir.

Normal semen analizi nasıl olur ?

Normal meni miktarı 1,5 ile 6 ml arasında değişir. Sperm sayısının ml' de 20 milyon ve üzeri, hareketliliğin % 40 ve üzeri, normal yapıdaki sperm oranının ise % 14'ün üzerinde olduğu meni örnekleri normaldir.

 

NORMAL ÜREME

Gebeliğin oluşabilmesi için kaç tane sperm gereklidir ?

Bir adet yumurtanın döllenebilmesi için bir adet sperme ihtiyaç vardır. Vajinaya boşalan spermlerin birçoğu yumurtaya ulaşmadan canlılığını kaybeder. Her ejakülasyonda (boşalmada) 100-300 milyon arasında sperm vajinaya boşalır. Sperm yoğunluğu mililitrede 20 milyondan az ise gebelik şansı azalır. Sperm sayısının yanında sperm hareketliliğinin, yapısının ve yumurtayı dölleyebilme yeteneğinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

Sperm ve yumurta nerede ve nasıl karşılaşır?

Önce çok yoğun olan meni ejakülasyondan 20-30 dakika sonra sıvılaşır. Spermler rahim ağzındaki mukusu geçerek Fallop tüplerine (yumurtalık kanallarına) ulaşır. Sperm ve yumurta Fallop tüplerinin orta kısmında karşılaşır.

Döllenme nasıl gerçekleşir?

Yumurta zona pellusida adı verilen bir zar ile çevrilidir, bu zarı da korona adı verilen hücreler çevreler. Sperm zona pellusidayı (yumurta zarını) geçerek yumurtanın içine girer. Bunu sadece tek bir sperm hücresi başarabilir. Sperm ve yumurta hücreleri 23'er adet kromozom taşır, sperm ve yumurtanın birleşmesi ile 46 kromozom tamamlanır.

Döllendikten sonra yumurtaya ne olur ?

Döllenmiş yumurta 0.1 mm çapındadır. Bir iki gün içinde yumurta 2, 4, 8 ve 16 hücreye bölünür ve döllenmeden 4 gün sonra 0.3 mm çapında morula adı verilen bir hücre topu haline gelir. Morulanın içinde sıvı birikerek blastosist adı verilen yapı oluşur. Döllenmeden 5 gün sonra yumurta rahme ulaşır.

İmplantasyon nedir? Ne zaman gerçekleşir?

İmplantasyon blastosist aşamasındaki döllenmiş yumurtanın rahmin endometruim adı verilen iç tabakasına tutunmasıdır. İmplantasyon yumurtanındöllenmesinden yedi gün sonra gerçekleşir.

Kadınlar adet siklusunun herhangi bir gününde gebe kalabilirler mi?

Hayır, kadınlar sadece ovulasyon döneminde yani menstrual siklusun 12-16. günleri arasında (menstrual siklusun ortasında) gebe kalabilir.

Ovulasyon dönemini nasıl anlayabilirim?

Ovulasyon dönemi hormon testleri, vücut ısısı takibi, rahim ağzındaki salgının incelenmesi ve gelişen folikülün (içinde yumurtanın büyüdüğü kesecik) ultrasonografik olarak incelenmesi ile belirlenir.

Zamanlı cinsel ilişki ile gebelik şansı arttırabilir mi?

Evet arttırabilir. Menstrual sikluslar düzenli olduğunda bunu ayarlamak daha kolay olur. Menstrual siklusun ovulasyondan sonraki kısmı 14 gün sürer. Son altı ay içinde menstrual siklusları en az27 en çok 32 gün süren kişilerde 13 ile 18. günler arasında gerçekleştiği varsayılır. Bu çiftlere 12 ile 19. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki kurmaları önerilir.

Sık cinsel ilişkide bulunmak ve orgazm hamilelik şansını etkiler mi ?

Ovulasyon döneminde her 36-48 saat ara ile cinsel ilişkide bulunulması önerilir. Hamilelik şansının orgazm ile ilgisi yoktur.

Hamile kalabilmek için cinsel ilişkide uygulanması gereken özel bir pozisyon var mı?

Meni vajinaya ulaştıktan sonra cinsel ilişki pozisyonu önemli değildir.

İlişkiden sonra meninin çoğunun dışarıya akması gebeliği engeller mi ?

Hayır engellemez. Yirmi dakika içinde meni sıvılaşır, meninin bir kısmının vajinadan dışarı akması normaldir.

İlişkiden sonra bir süre uzanmak gebelik şansını artırır mı?

Hayır, spermin tüplere doğru olan hareketini kadının pozisyonu belirlemez.

Ovulasyon döneminde cinsel ilişkide bulunulduğunda gebeliğin oluşması kesin midir?

Hayır, her menstrual siklusta gebe kalma şansı %20-25 arasında değişir.

Rahim filmi çekilmesi kadınların gebe kalmasına yardımcı olur mu ?

Rahim filmi çekilirken tüplere verilen boyanın hafifçe tıkalı tüpleri açmakta yardımcı olduğuna inanılır fakat bu kanıtlanmamıştır. Rahim filmi ancak infertilite nedeninin tespit edilerek uygun tedavi yönteminin belirlenmesine yardımcı olur.

 

İNFERTİLİTE (KISIRLIK) NEDENLERİ

Normal bir kadının gebe kalması ne kadar sürer ?

Genç bir kadının her menstrual siklusta düzenli cinsel ilişkide bulunduğu taktirde gebe kalma şansı %20'dir. Korunmayan çiftlerin bir çoğu ilk 6 ay içinde hamile kalır. 35 yaş üzerindeki kadınlarda bu süre uzayabilir.

İnfertilite (kısırlık) ne demektir?

Basit olarak infertilite bir yıl süresince çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamasına rağmen gebeliğin elde edilemediği durumdur.

Kadının yaşı ilerledikçe gebelik şansı azalır mı?

Yaş ilerledikçe düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebelik elde edilene dek geçen süre uzar. 25 yaşındaki bir kadın genellikle 2-3 ay içinde gebe kalabilirken 35 yaşın üzerindeki normal kadınlarda bu süre 6 aydan daha uzun sürebilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır:

bullet

Yumurtaların yaşlanması; kız çocuklar doğduklarında yumurtalıklarında yaklaşık 400.000 adet yumurta bulunur. Doğumdan sonra yumurta üretimi olmaz ve kadının yaşı ilerledikçe yumurtalarda yaşlanır.

bullet

Döllenme oranında azalma; yaş ilerledikçe yumurtanın sperm ile döllenebilme ve döllendikten sonra iyi kalitede bir embryo oluşturma şansı azalır. Elde edilen gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali artar.

bullet

Yumurtaların sayısında azalma; ergenlikten itibaren yumurtaların sayısında azalma olur.

bullet

Endometriumun döllenen yumurtayı tutma yeteneğinin azalması; ilerleyen yaş ile endometriumun (rahmin iç tabakasının) döllenen yumurtayı tutma yeteneğini azalır.

bullet

Endometriozis ve myomların artması; yaş ilerledikçe karın içine kanamalar yaparak infertiliteye neden olan endometriozis hastalığı ve rahim içinde yer kaplayan myomlar daha sık görülür.

Erkeklerde de yaş ilerleyince üreme sağlığı bozulur mu?

Erkeklerde 60 yaş üzerinde sperm sayısında ve normal yapıdaki spermlerin oranında azalma görülebilir.

İnfertilitenin sık görülen nedenleri nelerdir?

Çiftlerde infertilite erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı olabilir. İnfertil çiftlerin %30'u erkeğe bağlı, %30'u kadına bağlı nedenlerden dolayı çocuk sahibi olamamaktadır. Çiftlerin %40'ında ise infertilite eşlerin her ikisindeki problemlere bağlıdır. Erkek eşte sperm sayısının, hareketliliğinin veya normal yapıdaki spermlerin azalması veya menide hiç sperm olmaması infertilite nedenidir. Ayrıca iktidarsızlık ve geriye boşalma da infertiliteye yol açabilir. Kadın eşte ise ovulasyonun olmaması, endometriozis (karın içine kanamalar yapan birhastalık), Fallop tüplerinin tıkalı olması ve rahimde myomların bulunması infertilite nedenidir.

İnfertilite günümüzde yaygınlaştı mı?

Günümüzde evlenme yaşı ilerlediği ve evlenen çiftler çocuk sahibi olmayı erteledikleri için infertilite daha sık görülmektedir. Ayrıca enfeksiyonların daha yaygın görülmesi de Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olarak infertiliteye yol açabilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar her altı çiften birinde infertilite problemi olduğunu göstermiştir.

Geriye dönük rahim infertilite nedeni midir?

Kadınların %20'sinde rahim geriye dönüktür. Bu durum yapısaldır ve infertilite nedeni değildir. Fakat rahim çevre organlara olan yapışıklıklarından dolayı geriye dönük ise, bu yapışıklıklara bağlı infertilite söz konusu olabilir.

Şişmanlık infertiliteye neden olur mu?

Hayır, bir çok şişman kadın infertil değildir. Fakat şişmanlık polikistik over hastalığı ve anormal hormon üretimi ile ilişkili olduğunda infertilite görülebilir.

Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar daha sonra gebe kalmakta zorluk çeker mi?

Doğum kontrol hapını kullanmayı bıraktıktan sonra gebeliğin gerçekleşebilmesi birkaç ay sürebilir. Özellikle ileri yaştaki kadınlarda bu durum daha belirgindir. Doğum kontrol haplarının bu etkisi geçicidir.

Rahim içi araç (spiral) kullananların daha sonra gebe kalmaları zor mudur?

Genellikle bir problem olmaz, fakat rahim içi araç kullanılması enfeksiyona yol açarak Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olabilir. Rahim içi araç kullanırken artan kanama veya ağrı bir problem olduğunu gösterir.

Stres infertiliteye neden olur mu?

Stres genelde infertilitenin sonucudur. Fakat çok ağır stres ovulasyon problemlerine ve cinsel ilişki sıklığının azalmasına neden olarak infertiliteye yol açabilir.

İnfertilite tedavisi gören çiftlerin gebe kalma şansı nedir ?

Bu çiftin problemine bağlıdır. İnfertiliteye neden olan bazı problemler çok kolay tedavi edilirken bazı problemlerin tedavisinde gelişmiş tekniklerin kullanılması ve zaman gerekebilir.

 

İNFERTİLİTE NEDENİNİN ARAŞTIRILMASI

Çiftler infertilite nedeni ile doktora başvurmadan önce ne kadar beklemelidir?

Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20'dir. Çiftlerin yarısından çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde edemiyorsanızdoktora başvurmanız gerekir.

Bu kadar uzun süre beklememesi gereken çiftler var mı ?

Eğer çiftler herhangi bir problemden şüpheleniyorsa bu kadar uzun süre beklenmemelidir. Kadın eşin menstrual siklusları çok düzensiz ise veya menstrual kanama olmuyorsa, enfeksiyon öyküsü veya menstrual kanama ve cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrı yakınması varsa, erkek eşte ise inmemiş testis, testislerde geçirilmiş operasyon veya yaralanma öyküsü olduğundançiftin doktora hemen başvurması gerekir. Doktora hemen başvurması gereken diğergrup ise kadın eşin 35 yaşın üzerinde olduğu çiftlerdir. Gebe kalabilme şansı ilerleyen yaşla beraber azaldığı için bu çiftler vakit kaybetmeden tedavi edilmelidir.

Çiftler doktora beraber mi gitmeli?

İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları gerekir.

Doktor ne gibi sorular sorar?

Kadın eşe yöneltilecek sorular; yaşı, ne kadar zamandır çocuk istendiği, önceden bir gebeliğin olup olmadığı, menstrual siklusların düzeni, kanama miktarı, süresi, ağrı ve diğer yakınmaların olup olmadığıdır. Bunun yanında vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, geçirilmiş enfeksiyonlar veoperasyonlar hakkında da bilgi istenir.

Erkek eşe yöneltilecek sorular; genel sağlık durumu, geçirilmiş önemli hastalık ve operasyonlar, kabakulak enfeksiyonu geçirdiyse hangi yaşta geçirdiği, inmemiş testis veya testislere travma öyküsünün olup olmadığı, erken boşalma ve impotans (iktidarsızlık) gibi cinsel fonksiyon bozukluklarının varlığına ilişkin sorulardır.

Muayene olmak gerekir mi?

Fizik muayene infertilite araştırmalarının en önemli basamaklarından biridir. Kadın eşin jinekolojik muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması, rahim ağzından örnek alınarak patolojik inceleme yapılması ve mikrobiyolojik araştırmalar için örnek alınması gerekir. Erkek eşin ise testisleri muayene edilerek gerektiğinde ultrasonografik inceleme yapılır.

Ovulasyon olduğu nasıl anlaşılır?

Düzenli mestrual siklusları ve kanamaları olan kadınların bir çoğunda ovulasyon gerçekleşir. Ovulasyon döneminde artan östrojen hormonuna bağlı hafif bir ağrı hissedilebilir.

Ovulasyonun belirlenmesi için hangi testler yapılabilir?

Ovulasyonun belirlenmesi için bazal vücut ısı çizelgesinin tutulması, ultrasonografik incelemeler, endometrial biopsi (rahmin iç tabakasından parça alınması) ve kanda progesteron hormon düzeyinin ölçülmesi kullanılan yöntemlerdir.

Bazal vücut ısısı çizelgesi nasıl tutulur?

Bazal vücut ısısı sabah uykudan uyanıldığında ölçülen vücut ısısıdır. Menstrual kanamanın başladığı günden itibaren sabahları vücut ısınızı ölçerek bu çizelgeyi hazırlayabilirsiniz. Isı dil altından termometre aracılığı ile ölçülerek not edilmelidir. Yemek yemek, bir şeyler içmek veya ağzı çalkalamak ısıyı değiştirir. Size hekiminizin vereceği tablolara bir sonraki menstrual kanamanın başlangıcına dek her sabah vücut ısınızı kaydetmeniz gerekir. Bu tabloyu hazırladığınızda menstrual siklusun ikinci yarısında vücut ısınızın 0,5-1 C daha yüksek olduğunu görürsünüz.

Vücut ısısı ovulasyon gerçekleştikten sonra progesteron hormonunun etkisi ile yükselir ve gebelik gerçekleşirse yüksek olarak devam eder. Ovulasyonun olmadığı vakalarda vücut ısısında pek değişiklik olmaz. Bu yöntem ovulasyonun olup olmadığının tespit edilmesi için kullanılan çok kaba bir yöntemdir. Bazı kadınlarda ovulasyon olduğu halde vücut ısısında artış olmayabilir. Bu tablolara göre cinsel ilişkinin zamanını belirlemek bazen yanıltıcı olabilir.Günümüzde ovulasyonun belirlenmesinde daha hassas yöntemler kullanılmaktadır.

Ultrasonografik inceleme nedir?

Ultrasonografik incelemeler ile ses dalgaları kullanılarak iç organlar detaylı olarak izlenir. Hasta radyasyona maruz kalmadığı için güvenilir bir inceleme yöntemidir. Abdominal (karından) veya vajinal ultrasonografi yapılabilir. Karından yapılacak incelemelerde hastanın mesanesinin dolu olması gerekir. Dolu mesane bağırsakları iterek üreme organlarının görülmesini kolaylaştırır. Vajinal ultrasonografik incelemeler için mesanenin dolu olması gerekmez. Üreme organları vajinal ultrasonografi ile daha iyi incelenebilir.

Ultrasonografik inceleme ile ovulasyon nasıl belirlenir?

Menstrual siklusun 3. veya 4. günü ilk inceleme yapılır ve yumurtalıklarda kist varsa bu inceleme sırasında belirlenir. Hasta herhangi bir ilaç kullanmıyorsa menstrual siklusun 8. ve 10. günleri arasında inceleme tekrarlanır. Bu günden sonra ovulasyon gerçekleşene kadar inceleme her gün tekrarlanır. Büyüyen folikülün çapı 18-26 mm arasında iken ovulasyon gerçekleşir. Rahim içinde endometruim adı verilen tabaka kalınlaşarak döllenen yumurtanın tutunabilmesi için hazırlanır.

Ultrasonografik inceleme diğer infertilite nedenlerinin ortaya çıkarılmasına da yardımcı olur mu ?

Çocuk sahibi olmayan kadınlarda infertilite nedeninin araştırılmasında ultrasonografik inceleme çok önemlidir. Rahim ve yumurtalıklar değerlendirilerek infertilitenin nedenleri hakkında fikir sahibi olunabilir. Hormonal eksikliği olan veya erken menopoza girmiş kadınlarda yumurtalıklar küçük, rahim ufak ve rahmin iç tabakası incedir. Polikistik over sendromu vakalarında ise yumurtalık normalden büyüktür ve birçok kist içerir. Bu vakalarda rahim büyümüş ve endometrium kalınlaşmıştır.

Servikal mukus nedir, post koital test nasıl yapılır?

Rahim ağzındaki bezlerden salgıladığı sıvıya servikal mukus denir. Bu sıvının yoğunluğu menstrual siklus süresince değişir. Menstrual siklusun büyük kısmında bu sıvı çok yoğundur ve bakterilerin rahme girmelerini engelleyen bir tıkaç oluşturur. Ovulasyondan (yumurtlamadan) 5 gün önce mukus miktarı artar ve yoğunluğu azalarak sıvılaşır. Ovulasyondan 24 saat sonra mukusun kıvamı yine koyulaşır.

Postkoital test nasıl yapılır?

Postkoital test cinsel ilişkiden 6-12 saat sonra rahim ağzındaki mukustan örnek alınarak yapılır. Bu örnek mikroskop ile incelenerek örnekteki sperm sayısı ve canlılığı belirlenir.

İnfertilite çiftlerin cinsel hayatını olumsuz etkiler mi?

İnfertilite araştırmalarında ve tedavisinde zamanlı cinsel ilişki önerilir. Bu çiftlerin, kendilerini baskı altında hissetmeleri ve cinsel hayatlarının düzensizleşmesi çok doğaldır.

HSG (rahim filmi) incelemesi nedir, nasıl yapılır?

Histerosalpingografi olarak adlandırılan radyolojik incelemede rahim ağzından içeriye verilen boyanın Fallop tüplerinden (yumurtalık kanallarından) geçişi izlenir. Bu sırada çekilen röntgen filmleri incelenerek Fallop tüplerinin durumu hakkında bilgi sahibi olunur. Tüplerde tıkanıklık varsa boya tüplerden geçmez. Bu inceleme sırasında hastaya verilen radyasyon miktarı çok az ve zararsızdır. Hastaların bir kısmı hafif bir ağrı hissedebilir, bu işlem sırasında anestezi verilmesine gerek yoktur. HSG incelemesi ile rahim içi de değerlendirilir. İnfertilite nedeninin araştırılmasında HSG ve laparoskopi birbirini tamamlar.

Laparoskopi nedir ?

Üreme organlarının detaylı olarak incelenebilmesini sağlayan cerrahi bir yöntemdir. Laparoskopik inceleme çocuğu olmayan çiftlerin değerlendirilmesinde en önemli basamaklardan biridir. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık yarım saat sürer ve hasta aynı gün içinde taburcu edilebilir.

Laparoskopi ile hangi hastalıklar tanısı konur?

Laparoskopi ile endometriozis (karın içine kanama yapan bir hastalık), rahim tümörleri, yumurtalık kistleri, dış gebelik ve yapışıklıklar gibi birçok kadın hastalığı teşhis edilebilir. Göbeğin hemen altından karın içine yönlendirilen teleskop benzeri optik bir cihaz ile karın içindeki organlar birkaç kez büyütülmüş olarak izlenir. Cerrah rahmi, Fallop tüplerini (yumurtalık kanallarını), yumurtalıkları ve karın zarlarını ayrıntılı olarak inceler.

Laparoskopi tedavi amaçlı kullanılır mı?

Laparoskopi karın içindeki üreme organlarının değerlendirilmesi yanında hastalıkların giderilmesi için de kullanılabilir. Laparoskopi sırasında üreme organlarında bir anormallik saptanırsa laparoskopik olarak (kansız bıçaksız ameliyat ile) giderilir. Böylelikle hasta daha az ameliyat stresine maruz kalır ve ameliyat sonrası iyileşme hızlı olur.

Laparoskopi nasıl yapılır?

Göbekaltından girilerek ince fiberoptik bir teleskop ile tüm karın içi organlar görüntülenir ve ikinci bir küçük delik aracılığı ile organlara ulaşılarak gerekli işlemler yapılır. Karın içi organlar incelendikten sonra rahim içerisine verilen özel bir ilaç ile üreme kanallarının açık olup olmadığı kontrol edilir. Kanallarda tespit edilen yapışıklık ve tıkanıklıklar giderilir. Yapışıklıklar rahim, yumurtalıklar, yumurtalık kanalları, bağırsaklar ve karın zarları arasında olabilir. Bu organların birbirine yapışması organların sağlıklı hareket etmelerini engelleyerek fonksiyonlarını kısıtlar.Karın içine kanamalar yapan endometriozis odakları, yaralar ve dış gebelik de laparoskopik cerrahi ile tedavi edilebilir. Laparoskopik olarak kapalı olan kanalların açılması da mümkündür. Ayrıca infertiliteye neden olan yumurtalık kistleri ve myomlar da laporoskopik olarak giderilebilir. Bu cerrahi işlemler sırasında lazer, elektrokoter ve dikişler kullanılır. Bazı cerrahi laparoskopik girişimlerinden birkaç hafta veya birkaç ay sonra sonucu değerlendirmek için ikici bir laparoskopi yapılabilir. Böylelikle cerrah hastalığın tekrar edip etmediğini belirleyebilir.

Gebelik sırasında laparoskopi yapılırsa zararı olur mu?

Menstrual siklusun ikinci yarısında laparoskopi işlemi uygulandığında hastanın gebe olma olasılığı vardır. Genellikle laparoskopi yapılması gebeliğe zarar vermez fakat emin olabilmek için laparoskopinin uygulanacağı ay çiftin korunması önerilir.

Histeroskopi nedir?

Histeroskopi rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan en modern teşhis ve tedavi yöntemidir. İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilir ve aynı seansta bu anormallikler cerrahi olarak giderilebilir. Bu işlem de laparoskopi gibi kansız ve bıçaksız bir ameliyat türüdür. Hastalar bu işlemi çok rahat tolere eder. İşlem çoğu zaman lokal bazen de genel anestezi altında yapılır. Histeroskopi ile rahim içi polipler (aşırı büyüme gösteren et parçaları), septum (rahmi bölen perde) ve myomlar giderilebilir. Böylelikle hasta bunların neden olabileceği infertilite, ağrı ve düzensiz kanamalardan kurtulur. İşlemden bir iki gün sonra hasta her zamanki aktivitesini yapmaya başlayabilir.

Sperm analizi niye gerekir, neleri içerir?

İnfertilite vakalarının üçte biri erkek faktörüne bağlı olduğu için çocuğu olmayan çiftlerin incelenmesinde sperm analizi ilk basamaklardan biridir. 2-5 günlük cinsel perhiz sonrasında mastürbasyon ile alınan meni örneği incelenir. Örnek alındıktan sonra bir saat içinde laboratuvara ulaştırılmalıdır. Özellikle soğuk havalarda sperm örneğinin vücuda temas ederek taşınması uygundur.Sperm analizinde mililitredeki sperm sayısı, spermlerin hareketliliği ve yapıları değerlendirilir. Ayrıcı meninin miktarı, asiditesi ve içerdiği yuvarlak hücreler belirlenir. Gerekli görüldüğünde antisperm antikor testleri ve mikrobiyolojik incelemeleryapılır.

Normal sperm analizi nasıl olur?

Menimiktarı : 1.5 - 6.5 ml
Sperm konsantrasyonu : 20 milyon / ml ve daha fazla
Sperm hareketliliği : %50 ve daha fazla
Sperm morfolojisi (yapısı) : %14 ve daha fazla normal yapıda sperm (Kruger kriterlerine göre)
Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin oluşacağını kesin olarak göstermez. Sperm konsantrasyonu 10 milyon /ml olan erkeklerin eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60 milyon /ml olan erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.

Sperm analizinin bir defa yapılması yeterli midir?

Sperm üretimini ısı, sigara, alkol, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile iki veya üç kez tekrarlanmalıdır.

Testis ( yumurtalık) biyopsisi niye yapılır ?

Menide hiç spermi olmayan hastaların testislerinden alınanparça incelenerek sperm üretiminin olup olmadığı tespit edilir. Eğer kanallarda tıkanıklık tespit edilmişse bu incelemeye gerek olmadan hemen tedaviye geçilebilir.

İNFERTİLİTE TANISINDA KULLANILAN HORMON TESTLERİ

İnfertilite araştırmalarında hangi hormon testleri yapılır?

Kadınlarda kandaki FSH (folikül uyarıcı hormon), LH (luteinize edici hormon), östrodiol (kadınlık hormonu), prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon), testosteron (erkeklik hormonu), DHEA-S (böbrek üstü bezleriden üretilen hormon) ve progesteron (menstrual siklusun ikinci yarısında salgılanan hormon) düzeyleri belirlenir.

Bu hormon düzeyleri niye ölçülür?

Hastanın menstrual siklusları düzensiz, menstrual kanamaları az veya hiç yok ise bu hormon düzeyleri ölçülerek düzensizliklerin nedeni ve yumurtalıkların durumu hakkında fikir edinilebilir. Yumurtalıkları yeteri kadar çalışmayan veya menopozdaki kadınlarda FSH düzeyi yükselirkenöstrodiol düzeyi düşer.

Serum progesteron düzeyi neyi gösterir?

Serum progesteron düzeyi ölçülerek o menstrual siklusta ovulasyonun (yumurtalmanın) olup olmadığı belirlenir. 28 günlük bir menstrual siklusun 21. gününde kandaki progesteron düzeyi ölçülür, 30 nmol / L' nin (10 ng/ml) üzerindeki değerler ovulasyonun olduğunu gösterir.

Ovulasyonu belirlemek için başka hangi test yapılabilir?

LH düzeyi ovulasyondan 38 saat önce yükselir dolayısı ile beklenen ovulasyondan 24-36 saat önce kan veya idrarda yapılan testler ile bu yükselme belirlenebilir.

Ovulasyon indüksiyonu (yumurtlamanın uyarılması tedavisi) sırasında niye kan testi yapılması gerekir?

Verilen hormon ilaçları ile yumurtalıklar uyarılırken folikül (içinde yumurtanın geliştiği kesecik) gelişiminin izlenmesi için östrodiol düzeyleri ölçülür. Menstrual siklusun 21. gününde de progesteron düzeyi ölçülerek ovulasyonun olup olmadığı belirlenir.

OVULASYON BOZUKLUKLARI

Ovulasyon olmamasının sebebi nedir?

Salgılanan hormonlar ile yumurtalıklardan her ay ovulasyonun gerçekleşmesini sağlayan hipotalamus, hipofiz bezi ve yumurtalıklar arasındaki bağlantının bozulduğu birçok durum ovulasyonu engelleyebilir. Beyinde bulunan bu yapılardaki problemler veya yumurtalıkların hormonlara cevap vermemesi durumunda ovulasyon gerçekleşmez. Ayrıca tiroid ve böbrek üstü bezlerindeki bozukluklar, stres, aşırı kilo kaybı veya kilo artışı da ovulasyon düzensizliklerine yol açar.

Menstrual kanamanın olmaması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?

Evet, menstrual kanama olmadığı zaman ovulasyon da olmaz. Altı ay veya daha uzun bir süre menstrual kanamanın olmadığı durumlara amenore denir. Amenore kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonunda rahmin içinde oluşan yapışıklıklara bağlı rahmin iç tabakasının gelişmediği durumlarda da görülür. Bu vakalarda yapışıklıklar cerrahi girişim ile düzeltilerek bir süre östrojen hormonu kullanıldığında menstrual kanamalar başlar.

Menstrual kanamaların düzensiz olması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?

Menstrual kanamaların altı haftadan uzun aralıklarla olduğu durumlara oligomenore denir. Bu hastaların çoğunda ovulasyon olmaz veya çok nadirdir. Bu durumda gebelik şansı da düşüktür.

Yirmi beş yaşında ve hormon ilacı kullanmadan menstrual kanaması olmayan bir kadın gebe kalabilir mi?

Evet, kalabilir. Hiç menstrual kanaması olmamış kadınlardaki duruma primer amenore adı verilir. Primer amenorenin birçok nedeni vardır ve tedavi ile çocuk sahibi olabilme şansı amenore nedenine bağlıdır. Yumurtalıklardaki erken yetmezlik, beyinden hormonların yeteri miktarda salınamaması, polikistik over hastalığı, prolaktin hormonunun (süt üretimini sağlayan hormon) yüksekliği, aşırı kilo ve konjenital (doğumsal) anomaliler primer amenoreye neden olabilir.

Otuz yaşına dek menstrual kanamaları düzenli olan bir kadının son iki yıldır menstrual kanamalarının kesilmesinin nedeni nedir?

Böyle durumlara sekonder amenore denir. Polikistik over hastalığı, yumurtalıklardaki erken yetmezlik, aşırı kilo, prolaktin hormonun (süt üretimini sağlayan hormon) yüksekliği, aşırı egzersiz, hipofiz bezinin çalışmaması sekonder amenoreye neden olur.

Erken menopoz ne demektir?

Menopoz 40 yaşından önce görüldüğünde erken menopoz veya erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılır. Bu hastalarda kanda FSH ve LH düzeyi yükselir, östrojen düzeyi düşer. Ultrasonografik incelemede yumurtalıkların küçüldüğü, rahmin iç tabakasının inceldiği görülür. Erken yumurtalık yetmezliği amenorenin en ciddi ve tedavisi en zor olan nedenidir.

Erken menopozun nedenleri nelerdir?

Doğuştan olan bazı durumlarda kadının yumurtalıklarındaki yumurta sayısı azdır. Yumurtalıkların enfeksiyon, cerrahi ve kullanılan ilaçlar ile zarar görmesi de erken menopoza neden olur. Bağışıklık sistemindeki bazı bozukluklara bağlı olarak da erken menopoz görülebilir.

Erken menopozdaki bir kadının çocuğu olabilir mi?

Böyle vakaların gebe kalabilme ihtimali çok düşüktür. Erken menopozda östrojen hormonu eksikliğine bağlı kemik erimesi görüleceğinden bu kadınlara hormon preparatları kullanmaları önerilir.

Hipogonadotropik hipogonadizm nedir?

Hipogonadotropik hipogonadizm hipofiz bezinden LH ve FSH hormonlarının yeteri kadar salgılanmadığı durumdur. Doğuştan olan bozukluklara bağlı olabileceği gibi kötü beslenme sonrasında da görülebilir. Nedeni ne olursa olsun FSH, LH ve östrojen düzeyleri düşük, yumurtalık ve rahim küçüktür. Bu vakaların tedavi ile gebe kalma şansı çok yüksektir.

Hipopitüiterizm nedir?

Hipopitüiterizm, hipofiz bezinin yeteri kadar hormon üretmediği durumdur. Pitüiter bez, yumurtalıkları, tiroid ve böbrek üstü bezlerini uyaran hormonları ve büyüme hormonunu salgılar. Bu hastalarda genellikle menstrual kanama olmaz ve eksik olan diğer hormonlara bağlı büyüme geriliği gibi bazı bozukluklar da görülebilir. Hipofiz bezindeki tümörler de bu hastalığa yol açabilir.

Amenorenin kilo ile ilişkisi nedir?

Ani ve fazla kilo kaybı olan durumlarda genellikle menstrual kanamalar kesilir. Diyet sırasında ve barsaklardan emilimin bozuk olduğudurumlarda amenore görülür. Kilo alındığında menstrual kanamalar yeniden başlar.

Egzersiz nasıl amenoreye yol açar?

Ağır egzersiz kadınlarda menstrual kanamaların kesilmesine yol açabilir. Haftada 1-2 kez tenis oynamanız veya koşmanız amenoreye neden olmaz. Vücuttaki yağ kitlesinin azalmasına yol açan jimnastik, koşu gibi sporlar ve bale amenoreye yol açabilir. Egzersize bağlı amenore geçicidir, ağır egzersiz kesildikten bir süre sonra menstrual kanamalar başlar.

Prolaktin hormonunun yüksekliği menstrual kanamaların kesilmesine yol açar mı?

Prolaktin hipofiz bezinden salgılanan ve süt üretimini sağlayan bir hormondur. Bu hormon gebelik sırasında ve bebeğin emzirildiği dönemde daha fazla salınır. Bu hormonun gebelik dışında fazla salınması menstrual kanamaların kesilmesine yol açar. Bu hormonun yüksek olduğu durumlarda doğum yapılmamasına rağmen memelerden süt gelir.Çeşitli ilaçlar, tiroid bezinin iyi çalışmadığı durumlar, hipofiz bezindeki selim ve habis tümörler prolaktin hormonunun yükselmesine neden olur. Prolaktin düzeyinin yüksek olduğu durumlarda hipofiz bezinin radyolojik inceleme ile değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görüldüğünde tomografi veya MR (manyetik resonans) ile incelemeler yapılır.Hiperprolaktinemi nedenine göre ilaçla veya cerrahi olarak tedavi edilir. Bu duruma yol açan tümörlerin varlığında cerrahi girişim, ilaç tedavisi ve radyoterapi uygulanır.

Prolaktin düzeyi yüksek olan bütün hastaların tedaviye ihtiyacı var mıdır?

Prolaktin düzeyinin yüksek olması infertilite dışında östrojen eksikliğine bağlı vajinal kuruluk, cinsel ilişki sırasında ağrı, cinsel isteksizlik ve kemik erimesine neden olduğu için tedavi edilmelidir.

Polikistik over sendromu nedir?

Yumurtalıkların üzerinde birçok kistin bulunduğu ve kistler arasındaki dokularında arttığı durumlar polikistik over sendromu olarak adlandırılır. Bu sendromda amenore veya oligomenore, aşırı tüylenme, sivilcelenme ve şişmanlık görülür. Polikistik over hastalığının tanısı ultrasonogrtafik inceleme ile konabilir.

Polikistik over sendromu genetik geçişli midir?

Polikistik over sendromu kalıtımla geçer. Annesi veya kız kardeşlerinde bu hastalık olan kadınlarda bu senderom daha sık görülür. Polikistik over hastalığı olan kadınların kilo alması hastalığıkötüleştirir. Kilolu kişilerde daha çok salınan insülin yumurtalıkları uyararak kistlerin oluşmasına neden olur.

Polikistik over sendromu nasıltedavi edilir?

Kilo verilmesi hastalığın tedavisinde önemli bir basamaktır. Bu hastalarda menstrual siklusun 7 ile 9. günleri arasında LH hormon düzeyi belirlenir. Bu hormonun yüksekliği infertilite ve düşük nedeni olabilir. Polikistik over sendromunun tedavisinde ovulasyonun gerçekleşmesi için hormon preparatları kullanılır. Ayrıca laparoskopik olarak yumurtalıklardaki kistlerin koter veya lazer ile yakılması da önerilir. Bu operasyondan sonra ovulasyonun elde edilmesi ve LH düzeyinin düşmesi beklenir.

Luteal faz yetmezliği nedir?

Luteal faz yetmezliğinde ovulasyon gerçekleşmesine rağmen rahmin iç tabakasını gebeliğe hazırlamada önemli rol oynayan progesteron hormonu yetersizdir. Bu durum rahmin iç tabakasından biyopsi ile küçük bir parça alınarak veya menstrual siklusun ikinci yarısında progesteron hormon düzeyleri ölçülerek belirlenir. Luteal faz yetmezliğinin tedavisinde progesteron hormonu veya gebelikte salınan hCG hormonu kullanılır.

Ovulasyonu sağlamak için ne gibi tedaviler yapılır ?

Yapılacak olan tedavi ovulasyon olmamasının nedenine göre değişir. Ovulasyon olmaması erken menapoza bağlı ise uygulanabilecek tedavi çok sınırlıdır.Bu durumda menopoza bağlı kemik erimesi, vajinal kuruluk ve benzer bulguları ortadan kaldırmak için östrojen ve progesteron tedavisi uygulanır. Hastada prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon) düzeyi yüksek ise bromokriptin tedavisi uygulanmalıdır. Hastada tiroid hormonları gibi bazı hormonların eksikliği varsa bu hormonlar takviye edilir. Çok zayıf olan kadınların tedaviye başlamadan önce kilo almaları önerilir. Çok zayıf olan kadınlargenellikle düşük doğum ağırlıklı bebekler doğurur. Beslenme yetersizliğine bağlı amenoresi olan kadınlarda gebelik oranları düşüktür ve bu kadınlarda gebelik elde edildiğinde gelişme geriliği olan bebekler doğar. Diğer nedenlere bağlı ovulasyonun olmadığı durumlarda ilk seçilecek ilaç klomifen sitrattır. Klomifen beyinden GnRH'un (cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon) salınmasını arttırır. GnRH'da hipofiz bezinden FSH ve LH hormonlarının salınmasını arttırarak etki gösterir. FSH ve LH sayesindeyumurtalıklarda folikül gelişimi başlar.Klomifen sitrat 50 mg'lık tabletler halinde bulunur. Adetin 3 ile 5. günleri arasında başlanan Klomifen tedavisi 5 gün sürer. Tedaviye günde 1 veya 2 tablet ile başlanır. Bu dozlarla yumurta gelişimi sağlanabiliyorsa tedaviye gebelik elde edilene dek devam edilir. Gebeliklerin çoğu ilk altı ay içinde elde edilir. Hastaların %75'inde yumurta gelişimi sağlanır ve klomifen sitrat ile yumurta gelişimi sağlanan kadınların %30-35'i gebe kalır. Klomifen sitrat vajinal kuruluğa ve rahim ağzındaki salgının koyulaşmasına neden olur. İlacı kullanan kadınların %5'inde sıcak basması şikayeti görülür. Bazı kadınların yumurtalıklarında kistler gelişebilir. Nadir olarak karında şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, bulantı, deri döküntüsü ve depresyon görülebilir. Klomifen sitrat kullanan kadınların %5'inde ikiz gebelik oluşur.

Klomifen ile ovulasyon sağlanamadığında hangi ilaçlar kullanılır?

Klomifen ile yumurta gelişimi sağlanamadığında hMG (menopozal gonodotropin), FSH ve GnRH agonistleri (cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon benzerleri) kullanılabilir. FSH ve LH hormonlarını içeren hMG preparatları menopoz dönemindeki kadınların idrarları toplanarakbunlardan FSH ve LH hormonlarının ayrıştırılması ile elde edilir. hMG yumurtalıkları uyararak yumurta gelişimini sağlar. Bu preparatlar klomifene cevap vermeyen vakalarda ve tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme tekniklerinin uygulandığı çiftlerde kullanılır. hMG kas içine enjekte edilerek kullanılır ve tedavi genellikle 10-14 gün sürer. Kullanılması gereken hMG dozu hastadan hastaya değişiklik gösterir. Düşük dozda kullanılan hMG ile yumurta gelişimi sağlanamazken gereğinden biraz yüksek doz kullanıldığında ise çoğul gebelik ve hiperstimulasyon (yumurtalıkların aşırı uyarılması) riski artar. Dolayısı ile hMG tedavisi sırasında yumurta gelişimi çok iyi izlenmelidir. Bunun için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının ultrasonografi ile ölçülmesi ve kandaki östrodiol hormon düzeyinin belirlenmesidir.

hMG'nin yan etkileri nelerdir?

Enjeksiyon yerinde hafif bir tahriş görülebilir. Geçici ateş ve eklemlerde ağrı çok nadir olarak görülen yan etkilerdir. hMG tedavisine bağlı görülen en önemli yan etkiler çoğul gebelik ve hiperstimülasyondur (yumurtalıkların fazla uyarılmasıdır). hMGtedavisi ile gebe kalan kadınların %25'inde çoğul gebelik görülür. Bu gebeliklerin çoğu ikizdir, nadir olarak üçüz veya dördüz gebeliklerde görülebilir. Çoğul gebeliklerdedüşük, erken doğum, yüksek tansiyon gibi problemler daha sık görülür. hMG kullanıldığında görülen çoğul gebelik ve hiperstimülasyon riski iyi klinik takip ile azaltılabilir. hMG tedavisi sırasındaultrasonografik inceleme ve hormon takipleri ile yumurta gelişimi izlenmelidir.

Hiperstimülasyon ne demektir?

Hiperstimulasyon yumurtalıkların aşırı uyarılmasıdır. Hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç derecede g

Sezaryen

Sezaryen ile doğum kararı gebelik muayeneleri esnasında verilebileceği gibi, doğumu induksiyon (suni sancı) ile başlatma girişimi başarısız olduğunda, ya da doğum eylemi başladıktan sonra birinci ya da ikinci evrede verilebilir. Sezaryen kararı en sık doğum eylemi başladıktan sonra doğumun ilerlememesi ve fetal distres geliştiği durumlarda verilmektedir.

Şu unutulmamalıdır: Bebeğin vücudu çıkana kadar herhangi bir dönemde normal doğumdan vazgeçilerek bebeğin sezaryen ile doğması kararı verilebilir!

Gebelik muayeneleri esnasında sezaryen kararı verilmesi

Doğumu sezaryanla gerçekleştirme kararı henüz doğum eylemi başlamadan önce, antenatal incelemelerin herhangi birinde verilebilir. Elektif (acil olmayan) sezaryen adını alan ve randevu verilerek gerçekleştirilen bu uygulama aşağıdaki durumlarda tercih edilir.

Placenta Previa

Plasentanın serviksi tümüyle ya da kısmen kapatmasıdır. Kısmi kapatma durumlarında doğum eylemi esnasında serviks açılırken aşırı kanama olabileceğinden, tümüyle kapatma durumunda ise bebek hiçbir şekilde kanala giremeyeceğinden doğum mutlaka sezaryenle gerçekleştirilir. Tanı 36. gebelik haftasından sonra yapılan ultrason incelemesiyle konur. Bazı gebelerde gebeliğin erken dönemlerinde yapılan ultrasonlarda plasentanın servikse yakın yerleştiği, bazen de serviksi tümüyle kapattığı gözlenebilir. Bu dönemlerde sezaryen kararının hemen verilmesi doğru değildir, zira gebeliğin sonlarına doğru (36. gebelik haftasına kadar) plasenta uterusun büyümesiyle yukarı çıkarak normal yerleşimine ulaşabilir.

Bebeğin "ters" ya da "yan" durması

Fetuslar gebeliğin erken dönemlerinde sıklıkla yan ya da makat pozisyonunda (baş yukarıda) dururlar ve pozisyonlarını sık sık değiştirirler. Belli bir gebelik haftasından sonra, özellikle de 36. gebelik haftasından sonra bebek yeri daraldığından pozisyonunu değiştirmesi zorlaşır. 36. gebelik haftasından sonra bebeğin uterus içinde enlemesine durması sezaryen için mutlak bir neden teşkil eder. Makat ile gelen fetusların dikkatli bir inceleme sonrasında vajinal doğumuna izin verilebilir. Ancak önde gelen kısım (yani doğum kanalına ilk giren kısım) ayak ise doğum mutlaka sezaryen ile gerçekleştirilir. İlk doğumunu yapacak anne adaylarında makat gelişi ile doğum mümkün olmakla beraber bebeğin doğumu esnasında oluşabilecek muhtemel riskler yüzünden sezaryen ile doğum sıklıkla uygulanmaktadır.

İri bebek

Doğumu yakın olan bir bebeğin ultrason ve klinik incelemelerle 4500 gramdan daha ağır olduğunun saptanması durumunda sezaryen ile doğum tercih edilir. Ortalama bir boyda ve kiloda olan bir anne adayında iri bebekte doğum eyleminin birinci ya da ikinci evresinde anne adayı ya da bebekte istenmeyen bazı durumlar oluşabilir. Bunlar arasında en sık görülenler doğumun ilerlememesi ve ikinci evrenin sonunda omuz takılmasıdır. Bu risklerin gerçekleşmesini önlemek için sezaryenle doğum tercih edilebilir.

Pelvis Darlığı (çatı darlığı)

Bu duruma genellikle anne adayının çocukluk çağında geçirdiği ve kemik pelvis yapısını bozan hastalıklarda rastlanır. Şüpheli durumlarda antenatal dönemde yapılan dikkatli bir pelvik muayene ile tanı koyulur. Pelvis yapısı uterus içindeki bebeği doğurmaya uygun değilse sezaryen ile doğum kararı verilir.

Herpes Simpleks Enfeksiyonu

Herpes simpleks virüsü (HSV) enfeksiyonunun bulaştırıcılığının devam ettiği dönemde anneden bebeğe doğum esnasında virüs bulaşma riski vardır. HSV bebekte ciddi santral sinir sistemi enfeksiyonuna neden olabileceğinden doğum sezaryen ile gerçekleştirilir. Ancak bazen sezaryen bile bulaşmayı engelleyemeyebilir.

Daha önce sezaryanla doğum yapmış olanlar

Daha önce sezaryen ile doğum yapmış olanlar neden tekrar sezaryen ile doğum yaparlar?

Sezaryen esnasında uterusa bir kesi yapılır. Bu kesi bebek çıkarıldıktan sonra usulüne uygun bir şekilde dikilerek kapatılır. Ne kadar iyi kapatılırsa ve ne kadar mükemmel iyileşirse iyileşsin kesi bölgesinde uterus kasının bütünlüğü bozulmuştur. Daha sonraki gebeliklerde uterus ve bebek tekrar büyümeye başladığında bu eski kesi yerinde bir gerginlik oluşur. Bu gerginlik kesi bölgesinin kendi kendine açılmasıyla ("dehisans") ya da bölgede yırtık oluşmasıyla ("uterus rüptürü") sonuçlanabilir. Böyle bir durum kanamaya yol açarak ve plasentanın işlevlerini bozarak anne adayı ve bebek için ciddi bir tehlike oluşturabilir.

Sezaryen ile doğum yapmış olanlarda şimdiki gebelikte uterusta dehisans ya da rüptür oluşma riski nedir?

Bu sorunun cevabını verebilmek için uterustaki kesinin yerini bilmek gerekir: Sezaryanda uterusa duruma göre iki ayrı kesi türünden biri uygulanır. Birinci ve en sık uygulanan, uterusun serviksle birleştiği alt kesime (alt segment) uygulanan yatay kesidir. İkinci kesi şekli ise uterusun yukarısında gövde kısmına uygulanan dikey kesidir. Klasik insizyon (kesi) adı verilen bu dikey kesi bebeğin alt segment kesisinden çıkmasının zor olduğu durumlarda uygulanan nadir bir kesi şeklidir. Alt segment yatay kesilerde gebelik esnasında uterusun gebelik ya da doğum eylemi esnasında bu kesi yerinden yırtılma olasılığı binde 2 civarındadır. Klasik insizyonda ise uterus gövdesi ciddi hasar gördüğünden oran tam olarak bilinmemekle beraber çok yüksektir.

Birinci resimde uterusa uygulanan alt segment yatay kesi görülmektedir. Bu kesinin daha sonraki gebeliklerde yırtılma riski oldukça düşüktür. İkinci resimde ise direkt uterusun gövdesine uygulanan klasik kesi görülmektedir. Bu kesi uterus kasına ciddi hasar verdiğinden sonraki gebeliklerde yırtılma şansı yüksektir.

Sezaryen ile doğum yapmış olanlarda şimdiki gebelikte vajinal yoldan doğum yapma şansı var mıdır?

Önceki doğumunu sezaryenle yapmış olanlarda şimdiki doğumun da sezaryenle gerçekleştirilmesi uygundur, ancak şart değildir. Özel koşullar yerine getirildiğinde önceden sezaryenle doğum yapmış bir anne adayı normal doğum yapabilir (Bu özel koşullar arasında en önemlisi doğum eylemi esnasında acil olarak ameliyata alınmaya uygun şartların varlığıdır). İstisna oluşturabilecek tek durum önceki sezaryen operasyonunda klasik insizyon kullanılmış olmasıdır. Bu durumda sonraki doğumların hepsinin sezaryenle gerçekleştirilmesi çok daha uygundur. Sezaryenle doğum yapmış annelerin ameliyatlarının ne şekilde yapıldığını bilmeleri ve taburcu olurken bu konuda bir belge almaları daha sonra vajinal yolla doğum yapmak isteyebileceklerinden önemlidir.

Hangi durumlarda sezaryen gereklidir?

Pek çok durumda doğumun sezaryen ile yapılması gerekli olabilir. Genel olarak normal doğumun olanaksız ya da çok tehlikeli olduğu durumlarda anne adayı ve/veya bebeğin hayatını kurtarmak, ya da normal doğum eyleminin güvenli olmadığı hallerde sezaryen önerilir. Bazı endikasyonlar sadece anne adayının bazıları da sadece bebeğin iyiliği için, diğerleri ise hem anne adayı hem de bebeğin iyiliği içindir.

Bazı durumlarda doğumun normal yollardan olması olanaksızdır. Bu gibi hallerde doğum eylemi başlamadan önce sezaryen kararı verilir ve 38. haftadan sonra gebelik sezaryen ile sonlandırılır. Zaman zaman da eylem başladıktan sonra ortaya çıkan nedenler ile sezaryene karar vermek gerekebilir. Sezaryen endikasyonları gruplar halinde incelenebilir.

Normal doğumun olanaksız ya da riskli olduğu, sezaryene önceden karar verilen durumlar
Yan geliş (transvers duruş): Bebeğin rahim içerisinde yan durması. Bu durumda bebeğin vajinal yoldan doğması olanaksızdır. Hem anne hem de bebek hayatını yitirebilir. Bebekler gebeliğin erken dönemlerinde yan (transvers), baş aşağıda ya da popo aşağıda durabilirler. Gebelik sonlara yaklaştıkça yan duran bebeklerde baş ya da popo aşağıya dönerek son pozisyonunu alır. Bu dönüşün yaşanmaması durumunda önde gelen kısım bebeğin omuzu olacaktır. Bu oldukça riskli bir durumdur.

Makat geliş:
Bebeğin önde gelen kısmının poposu olması kesin bir sezaryen gerekliliği değildir. Ancak eğer önde gelen kısım ayak ise sezaryen dışında bir alternatif yoktur. Tam ya da saf makat gelişlerde ise anne ve bebeğin durumu dikkate alınarak normal doğuma karar verilebilir. Ancak günümüzde pek çok doktor bu riski göze almaz ve sezaryen önerir.

Pasenta previa totalis:
Bebeğin eşinin (plasenta) rahim ağzını tamamen kapatması durumuna plasenta previa adı verilir. Bu durumda normal doğum olanaksızdır ve önceden karar verilerek sezaryen yapılır.Bu durumda bebek doğum kanalına giremez. Gebeliğin erken dönemlerinde plasenta alt kısımda yerleşmiş olabilir. Ancak gebelik ilerledikçe rahimin büyümesi ile birlikte plasenta da yukarıya doğru çekilir. Son aya girildiğinde eğer bu yukarı çekilme gerçekleşmemiş ise plasenta previadan söz edilir. Plasentanın rahim ağzını kısmen kapatması ya da hemen kenarında bulunması durumunda da rahim ağzının açılması sırasında aşırı kanama olabileceğinden sezaryen yapılmalıdır.

Çok iri ya da çok küçük bebek:
Bebeğin tahmini doğum ağırlığının 4500 gramdan fazla ya da 1500 gramdan az olması durumda doğum travması ve buna bağlı bebekte hasar meydana gelmesi olasılığı yüksektir. Bu tür durumların varlığında normal doğum mümkün olmakla birlikte riski en aza indirmek amacıyla sezaryen önerilir. 4500 gramın üzerinde olan bebeklerde yaşanabilecek en büyük risk omuz takılmasıdır. Bebeğin başı doğduktan sonra omuzları doğum kanalında takılıp kalır. Omuz takılması son derece talihsizbir durumdur. Küçük bebeklerde ise doğum travmasına bağlı kafa içi kanamalar normal doğum sonrası daha sık görülür. Küçük bebeklerde aynı zamanda fetal duruş bozukluğu olma olasılığı yüksektir.

Baş-pelvis uygunsuzluğu:
Bebeğin kilosundan bağımsız olarak bebeğin en geniş çapı olan kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk olabilir. Bu durum eskiden dar pelvis ya da halk arasında çatı darlığı olarak adlandırılmaktaydı. Dar pelvis yanlış bir tanımlamadır. Doğru olan annenin pelvisi ile bebek arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Örneğin pelvisi normal olan bir kadında bebek iri ise baş-pelvis uygunsuzluğu olabilir oysa aynı kadın minyon bir bebeği rahatlıkla vajinal yoldan doğurabilir. Bu durumda pelvis darlığından söz edilemez. Ancak raşitizm gibi bazı hastalıklarda annenin kemik yapılarında şekil bozuklukları olabilir. Bu gibi durumlarda vajinal doğum mümkün değildir.

Çoğul gebelikler:
Şart olmamakla birlikte çoğul gebeliklerde sezaryen tercih edilir.Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa vajinal doğumdan kaçınılır. İkiz gebeliklerde ise önde gelen bebeğin makat geliş arkadakinin ise baş geliş olması durumunda ilk bebeğin gövdesi doğduktan sonra arkadki bebek ile kafaları kilitlenebileceğinden bu durum mutlak bir sezaryen gerekliliğidir.

Doğumsal anomaliler:
Bebeğin doğum kanalından geçmesini olanaksız kılan yapısal anomalilerin varlığında da sezaryen gerekliliği vardır. Bu durumun en önemli örneği bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç orgalarının dışarıda olduğu gastroşizis ve omfalosel durumlarıdır. Vajinal doğum olduğunda bu organlarda ciddi zedelenmeler meydana gelir. Bazı iskelet sistemi hastalıkları ile nöral tüp defekti gibi durumlarda da sezaryen gereklidir. Yapışık ikiz varlığında da sezaryen uygulanır.

Doğum kanalını tıkayan kitleler:
Başta myomlar olmak üzere bazı kitleler doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız hale getirebilirler. Dev kondilom (genital siğil) varlığında da vajinal doğumdan kaçınılır.

Anne adayındaki sistemik hastalıklar:
Bazı durumlarda anne adayının doğumun ikinci evresinde ıkınması sağlığını tehlikeye atabilir. İleri derecede kalp hastalıkları bu durumun en güzel örneğidir. Benzer şekilde anevrizma gibi beyin hastalıklarında da anne adayının ıkınması sakıncalı olabilir. Ikınma sırasındaki kafa ve karın içi basınç artışı riskli olduğunda sezaryen tercih edilir.

Annede herpes enfekiyonu:
Anne adayında aktif genital herpes enfeksiyonu varlığında bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabilir. Bu oldukça riskli bir durumdur. Aktif genital herpes varlığında vajinal doğum asla yaptırılmaz.

Geçirilmiş sezaryen:
Daha önceki hamileliklerin sezaryen ile sonlandırılmış olması mutlak bir sezaryen gerekliliği değildir. Bunun tek istisnası uterusun yukarıdan aşağıya doğru kesildiği klasik sezaryendir. Bu durumda eylem sırasında rahim kasının yırtılma olasılığı çok yüksek olduğundan asla denenemez. Alt kısma yatay bir kesi yapılarak gerçekleştirilen sezaryenlerden sonra ise normal doğum denenebilir. Ancak pek çok doktor bu gibi durumlarda yine sezaryeni tercih etmektedir.

Geçirilmiş myomektomi:
Önceden yapılan bir myom çıkartma ameliyatında rahim boşluğuna girilmiş ve kavite dikilmiş ise çoğu doktor sezaryeni tercih eder.

Geçirilmiş vajinal operasyon:
Vajinada uygulanmış bazı operasyonlardan sonra normal doğum önerilmez.

Vajinismus ve/veya korku:
Anne adayının normal doğumdan aşırı korktuğu ya da muayeneyi tolere edemediği durumlarda hiçbir tıbbi gereklilik olmaksızın sezaryen önerilebilir.

Fetal distress bulguları:
Yapılan rutin NST incelemelerinde fetusun sıkıntıda olduğunu düşündüren bulguların varlığında sezaryen gerekli olabilir.

İsteğe bağlı sezaryen:
Günümüzde ülkemizde özel hastanelerde en sık yapılan sezaryen isteğe bağlı sezaryenlerdir. Burada herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın anne adayının tercihi ile bebek miadını doldurduktan sonra (38. haftadan sonra) kararlaştırılan bir günde sezaryen ile doğurtulur. İsteğe bağlı sezaryenlerde en sık karşılaşılan neden anne adayının normal doğumdan korkması, uzun sürebilecek olan eylemi çekmek istememesi, bebeğini en ufak bir risk altına sokmak istememesi, normal doğumun uzun dönem etkilerinden çekinmesi, çift için özel bir günde (evlilik yıl dönümü, ebeveynlerden birinin doğum günü, 02.02.02 gibi kolay hatırda kalacak günlerin tercih edilmesi gibi) doğumun gerçekleştirilmesi ve hatta bebeğin burcunun ayarlanmasıdır!... Bu durumun en uç örneği bebeğin burcu ile birlikte yükselen burcunun da ayarlanması için belirli bir saatte sezaryen yapılmasının istenmesidir

Bazı durumlarda ise doktor anne adayını sezaryene teşvik eder. Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı,tüp bebek sonrası gebelik gibi durumlarda normal doğumun bebeğe yüklediği risklerden kaçınmak ve bebeğin sağ olarak dünyaya gelmesini garanti altına almak için sezaryen tercih edilir. Eskiden Türk tıp literatüründe "kıymetli bebek" olarak geçen bu endikasyon, daha sonra terimin anlamsızlığı nedeniyle terk edilmiştir. Her ne olursa olsun tüm bebekler kıymetlidir kıymetsiz tek bir bebek bile yoktur.

Vajinal doğum planlanırken eylemin herhangi bir anında sezaryen gerekliliği doğuran durumlar

Zaman zaman vajinal doğum için her türlü şart uygunken ve elem devam ederken ortaya çıkan durumlar sezaryen gerekliliği doğurabilir.

İlerlemeyen eylem:
Anne adayının kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması ya da bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumunda sezaryen gerekliliği ortaya çıkar. Eylemin ilerlememesinde en önemli neden bebeğin kafasının doğum kanalına uygun şekilde girmemesidir.Daha önceden fark edilemeyen baş pelvis uygunsuzluğu ya da kafanın kanala eğri girmesi durumunda yeterli kasılmalara rağmen eylem ilerlemez.

Fetal kalp atımlarının bozulması:
Doğum eylemi sırasında kasılma ile birlikte rahime giden kan ve oksijen miktarında azalma olur. Bu azalma aynı şekilde plasentaya ve bebeğe giden miktarlara da yansır. Normalde bebek kasılmalar sırasında görülen bu azalmayı rahatlıkla tolere eder.Tolere edemediği durumlarda ise ilk önce kalp atım hızında bir yavaşlama izlenir. Fetal kalp atımları bozulduğunda anne adayını sol yanına yatırmak ve oksijen vermek gibi temel önlemler ile durum düzelmiyor ise sezaryen kararı verilir. Bu duruma akut fetal distres adı verilir.

Plasentanın erken ayrılması:
Plasentanın bebek tamamen doğup ilk nefesini almadan önce rahim duvarından ayrılmasına ablasyo plasenta ya da plasental dekolman adı verilir. Böyle bir durumda bebeğin oksijen ve besin kaynakları azalır. Plasentanın hepsinin ayrılması durumunda ise tamamen kesilir. Tam dekolman son derece acil bir durumdur. Anne ve bebeğin hayatı tehlikededir. Zaman kaybetmeden acil şartlarda sezaryene alınır.

Kordon sarkması:
Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir. Son derece acil bir durum olan kordon sarkması varlığında kordon sıkışarak bebeğe giden tüm kaynakların kesilmesine ve bebeğin ölmesine neden olabilir. Kordon sarkması varlığında bir kişi elini annenin vajenine sokarak kordonu rahim içine iter. Bu vaziyette ameliyat odasına gidilir. Bebek tamamen doğana kadar kişi elini vajinadan çıkarmaz. Kordon sarkması durumunda sezaryen zamana karşı yapılan bir yarıştır.

Amniyon sıvısının mekonyumlu olması:
Bebeğin barsak içeriğinin (mekonyum) amniyon sıvısında olması bebeğin sıkıntıda olduğunun belirtisidir. Mekonyum bebeğin akciğerlerine kaçarsa kimyasal akciğer enfeksiyonuna neden olabilir. Bu nedenle amniyon sıvısında mekonyum saptandığında şart olmamakla birlikte sezaryen tercih edilebilir.

Bebeğin kafasının sıkışması:
Zaman zaman eylem normal olması gereken şekliyle ilerlerken bebeğin kafası doğum kanalının ortasında takılabilir. Bu durumda sezaryen gerekir.

Doğum eylemi başladıktan sonra sezaryen kararı verdiren durumlar

Düzenli olarak takibe giden gebelerde yukarıdaki sayfalarda anlatılan durumlar söz konusu olduğunda doğum eyleminin başlaması beklenmez ve sezaryen ile doğum gerçekleşir. Gebelerin büyük kısmında bu yukarıdaki durumlar söz konusu olmadığından bu gebelerin doğum eylemine girmesi beklenir.

Ancak doğum eylemi esnasında aşağıda anlatılan beklenmeyen durumlar söz konusu olduğunda doğum eylemi yarıda kesilerek sezaryen ile doğum kararı verilir. Yukarıda bahsedilen ve elektif (planlı) sezaryen kararı verdiren durumların tümü, bu durumlar önceden belirlenememişse (düzenli kontrollere gidilmemesi durumunda) doğum eylemi başladıktan sonra da sezaryen ile doğum kararı verdirir.

Doğum eyleminin birinci evresinde sezaryen kararı verdiren durumlar:

Düzenli olarak antenatal takiplere gittiniz. Antenatal takiplerinizde hiç bir problem saptanmadı. Doğum eylemi başladı. Henüz servikste açılma tam değil, sancılar devam ediyor. Ne gibi durumlarda sezaryen gerekir?

Birinci evrenin uzaması:

Serviksteki açıklık uygun şekilde ilerlemezse durum değerlendirmesi yapılır. Uterus kasılmaları zayıflamışsa ya da düzensizleşmişse ve bunun için bir neden bulunamıyorsa anne adayına durumu gidermek amacıyla damardan uterus kasılmalarını düzene sokmak amacıyla oksitosin verilir. Yeterli dozda oksitosine rağmen serviks açıklığı ilerlemiyorsa sezaryen kararı verilir. Kasılmalar düzenli olmasına, hatta normalden daha kuvvetli olmasına rağmen serviksteki açıklık ilerlemiyorsa bebeğin pelvisten geçmeye uygun olup olmadığının tekrar değerlendirilmesi gerekir. Baş pelvis uygunsuzluğu durumunda kasılmalar ne kadar düzenli ve şiddetli olursa olsun serviksteki açıklık ilerlemez. Baş pelvis uygunsuzluğu tanısı konamamış bir iri bebek durumuna bağlı olabileceği gibi, bebeğin doğum kanalına alın gelişi ile girmeye çalışması gibi diğer bazı anormal durumlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Tüm bu durumlarda kasılmalara rağmen serviksteki açıklık ilerlemez. Bu durumda artık normal doğum imkanı kalmamıştır ve sezaryenle doğum gerçekleştirilir.
 
Fetal distres ortaya çıkması:

Birinci evrede fetus kalp seslerinde bozulma saptanırsa bu durum anne adayı sol yanına yatırılarak, oksijen ve sıvı verilerek giderilmeye çalışılır. Fetal distres normal doğumu bekleyemeyecek kadar ağırsa ve önlemlerle düzelmiyorsa doğum sezaryenle gerçekleştirilir.

Kordon sarkması:

Makat ile doğumda sık rastlanır. Bazen de baş gelişinde su kesesinin kendiliğinden açıldığı durumlarda ya da doktor tarafından açılması durumunda kordon sarkabilir. Doğumun dakikalar içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiği ender durumlardan biridir. Acil sezaryen uygulanır.

Ablatio placentaya bağlı fetal distres ya da aşırı kanama:

Plasenta erken ayrıldığında ayrılmanın şiddetine göre kanama ya da fetal distres bulguları ortaya çıkar. Anne hayatı kanama nedeniyle, fetus da fetal distres nedeniyle tehlikeye girerse doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

Doğum eyleminin ikinci evresinde sezaryen kararı verdiren durumlar:

Birinci evreyi atlattınız. Serviks tam açık, doğuma çok az kaldı. Doğumun bu kadar yaklaştığı bir dönemde sezaryen hangi durumlarda gereklidir?

Bebeğin doğum kanalında sıkışması:

Bebek başının doğum kanalının tam ortasında yer alan dikensi çıkıntıları aşmak için ön-arka doğrultuda olması gerekir. Bu dönüşü başaramaz ve baş yatay konumda bu dikensi çıkıntılara ulaşırsa burayı aşması oldukça zor olur. Derinde transvers duruş adı verilen bu nadir durumda vakum ile bebeği çekmek çok travmatik olabileceğinden sezaryen ile doğum gerçekleştirilir.

Vakum ekstraksiyonunun başarısız olması:

İkinci evrede bazı durumlarda vakum uygulamak gerekebilir (vakum ekstraksiyonu ile doğum). En sık fetal distres ve ikinci evrenin uzaması nedeniyle vakum uygulanır. Vakum uygulaması ile doğum gerçekleştirilemezse doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

Tıklama Başına Para Veren Türk Sponsorlar

www.gittigidiyor.com



ortaklık programı tıklama başına 30.000 veriyor (0.03 ytl).

seçtiğiniz kategorilerde sayfanızda reklam gösterimi yapıyor.ayrıca sayfanıza uydurmanız için renk kodlarıda mevcut.



www.randevum.com



ortaklık programı 3 çeşit ortaklık tipi var ben tıklama ile olanından bahsedeyim.Tıklama başına 10.000 veriyor.Güvenilir bir ortaktır.


www.google.com.tr/adsense



google adsense işte tıklama başına komisyon verio ama tıklama başına verilen miktar belli değil değişiyor.Buda iyi kazanç sağlayabileceğiniz bir sponsor.



www.gezclub.net



tıklama başına 40.000 (0.04 ytl) verior ayrıca alt üyelerinizin kazandıklarının %10 unuda size veriyor.



www.katreklam.com



google adsense misali çalışıor işte.Aynı mantıkta tıklama başına genelde 10.000 (0.01 ytl) veriyor.



www.omnweb.com



çalışma yöntemi :

2 sayfa gezerse 3,5 yeni kuruş (35.000 tl), 3 sayfa gezerse 7 yeni kuruş (70.000 tl) 4 sayfa gezerse 10 yeni kuruş (100.000 tl)



www.kaliteweb.com



tıklama başına 30.000 (0.03 ytl) ve açılış ücreti olarakda 10 ytl bonus veriolar



www.hostbul.net



Sitedeki açıklama :



Gönderdiğiniz ziyaretçinin tıkladığı ilk reklamın gelirinin %70'i sizin olur. Dolayısıyla, sitemizde en az bir reklama tıklayan her ziyaretçiden ortalama 2 - 60 Kuruş arasında komisyon kazanırsınız.



www.hemalhemsat.com



gittigidiyorla hemen hemen aynı bi ara biraz denedim sonra vaz geçtim tıklama başına 40.000 (0.04 ytl verio)


www.superalsat.com



aynen gittigidiyor mantığı tıklama başına 30.000 (0.03 ytl)


alıntıdır

PİRAMİT PASTA

Altlık Hamur :Maizeme :260 gr. un170 gr. tereyağı2 adet yumurta30 gr. un - şekerVanilyaLimon kabuğu rendesi.Yapılışı :Sable hamuru gibi yapılır.
Malzeme :8 adet yumurta
350 gr. un - şekerYarım paket vanilya100 gr. fındık veya bademYapılışı :Yumurta sarıları bir kaseye konur. 300 gr. şekerle krem hâline getirilir. Katı - kar hâline getirilmiş yumurta akı, elenmiş un ve vanilya ilâve edilir. Karıştırılarak yağ­lanmış, unlanmış tepsilere yarım santimetre kalınlığında dökülür. Fırında pişirflir. Fırından çıkınca aralarına çikola­talı krem sürülür. Üst üste yapıştırılır. Piramit şeklinde ke­silir. Kenarlarına krem sürülür. Kıyılmış fındık veya badem yapıştırılır. Üzerine un - şeker serpilir

<<Önceki Sayfa |1/32|

*BLOG DESİNG BY http://mutluluksen.blogcu.com *






scrollbar-arrow-color: #660000; scrollbar-base-color: #660066; scrollbar-dark-shadow-color:#660000; scrollbar-track-color: #660000; }